Bedelini Ödemeniz Gereken Bir İş – Tribu, Kadıköy / Mekanlar 2. Bölüm

Kadıköy Moda'daki Tribu'nun sahibi İlker Arı ile bir sohbet gerçekleştirdik.


Kadıköy Moda’daki 5 yıllık mekan Tribu’nun kurucu sahibi İlker Arı ile mekanlar, Moda, pandeminin sektöre etkisi, kahveci açmak isteyenler, emek, para, Moda’daki kaldırımlar ve pek çok konuda konuştuk.

Bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz:
Twitter: @OKDiRco
Facebook: @OKDiR.co
Pinterest: @OKDiRco
Instagram: @OKDiR.co

Kendinizi tanıtır mısınız?

İsmim İlker Arı, kırk üç yaşındayım. Beş yıldır Tribu isimli bu dükkanı işletiyorum, kahveci diye geçen bir dükkan. Bu işten önce de yaklaşık on seneyi aşkın süre kurumsal hayatta çalıştım. Orada sıkılıp yeter dedim ve istifa edip bu işe geçtim.

Kurumsal hayatı nasıl, neden bıraktınız?

Sigorta sektöründe çalışıyordum ve kolay bi şekilde ben sigorta acenteliği bacağına geçmeyi düşünüyordum. En kolayı bildiğin işi yapmak hayatta. Sonrasında, sigorta sektöründe çalışmak yerine biraz daha keyif alacağım bir şey yapmaya karar verdim. Çünkü sigorta dediğimiz şey biraz böyle felaketle ilişkilendirilen bir alan. Tamam, zor anlarında insanların yanındasın ama yine de kötüyü anımsatıyorsun. Biraz daha keyifli bir şey yapmak istediğim için küçük bi kahveci açıp bu şekilde yürüycem diye oldu diyebilirim.

Tribu bir kahveci mi yoksa cafe mi?

Cafe olarak hiç konumlanmadım çünkü çay satmıyorum. Benim odak noktam kahve ve elimden gelen en iyi kahveyi yapmaya çalışıyorum. Ülkemizin geleneksel sıcak içeceği olan çay benim hayatımda yoka yakın. Evimde çay yoktur, yalnızca kurumsal hayatta olduğum dönemimde çayı mecburen içiyordum. Ama hiçbir zaman sevemedim. Benim için her zaman öncelik kahveydi. O yüzden de Tribu bir kahveci.

Yardımcı bir elemanınız var mı?

Şuan için maalesef tek çalışıyorum. Pandemi döneminden önce bi tane beraber çalıştığım arkadaşım vardı ancak pandemi sebebiyle şu anda onlarla devam edemiyoruz.  Yeniden birileriyle çalışabilmek için biraz daha beklemeyi düşünüyorum. Ekim, kasım gibi her şey belli olur diye tahmin ediyorum.

Pandemi süreci Tribu'yu ve sizi nasıl etkiledi?

Pandemiden önce ocak, şubat gibi bir kaç arkadaşla beraber Tribu’yu tanıtmak, reklamını yapmayı düşünmüştük ancak işle ilgili kaygılarım çok yüksekti. 17 Mart galiba, öyle bir şeydi, kapanıyorsunuz dendi bize, kapandım itibariyle. Bütün o iş kaygılarım bitti, çünkü yapacak hiçbir şey yoktu. Üç ay kapalı kaldım. Sağ olsun iyi bir anne-babam var. Bu işte bile anne ve babanıza değer vermekte fayda var açık söylemek gerekirse. Onların desteğiyle ayakta kaldım yoksa biraz daha büyük bir borç yüküyle şu anda faaliyette olurdum. Bir şekilde yıkılmıyorsun. Beş yılda yüzde doksanlık bi müdavim kitlem oldu ve pandemi sonrası açıldığı gün itibariyle yeniden artı rakamlarla faaliyete geçtim.

İnsanlar Tribu'da ne içer?

İnsanlar Tribu’da kahve içer. Çay içmek isteyene, gelip iki çay hareketi yapana çay yok diyorum. Çünkü çay farklı bir müşteri segmentine yol açıyor ve benim istediğim segment o değil. Çalışmayı tercih ettiğim insanlar değil. Burası bir kahve dükkanı, çeşit çeşit kahvemiz var. Espresso bazlı kahveler var, demlemeler var, filtre kahve var, soğuk kahveler var. Onun dışında geçen sene çok güzel bir limonata yapıyordum. Şimdi personel olmadığı için limonatam yok. Bana özel, bir arkadaşım ev yapımı ginger ale hazırlıyor. Başka bir tanıdığım vasıtasıyla organik elma suyu alıyorum, apfelschorle yapıyoruz. Kahve dışında bir iki alternatif var ama temelde kahve.

Sıkılıyor musunuz?

Hayır, kesinlikle sıkılmıyorum. Sıkılıyor olsam zaten beş yıldır bu işi yapamam. Haftada altı gün olmak kaydıyla ben burdayım. Sıkılıyor olsam yapabileceğim bir iş değil kesinlikle. Biraz eşin gibi bir şey oluyor işin. Hayat partnerin oluyor ve kurallarına uymak zorundasın. Belli bir çizgide oturtabilmek istiyorsan işini doğru yapmak zorundasın. Müdavimler de dostlarım artık, hepsiyle arkadaş oldum. Birbirinden muhteşem insanlarla tanışılıyor burada. Kimi böyle algıları açılıyor. Dinlerken bambaşka bir şeyler görüyorsun hayata dair, daha önce duymadığın şeyleri duyabiliyorsun. Yoruluyorum, sıkılmıyorum.

Tribu'nun müdavimleri nasıl insanlar?

Buranın müdavim kitlesinin çoğu Moda ve çevresi insanlardır, hafta sonu turisti diye tabir ettiğimiz çekirdek çitlemeye sahile gelen kitle değil. Hiçbir zaman onları hedeflemedim, hedef kitlem genelde bu bölgenin insanları. Akademisyenler var, müzisyenler var, fotoğrafçılar var, oyuncu var, birbirinden değişik insanlar var. Ama nasıl oluştu bilmiyorum, bir şekilde bu kitle oluştu burada. İstanbul’da Moda’da yaşayan expat kesim yani yabancılar da var. Eskiden daha fazlaydılar, 15 Temmuz'dan sonra haftalık üç-beş gelen ona yakın müdavim maalesef taşındı.

Tribu'da en çok giden ve en karlı içecekler hangileri?

Çoğunluk tabi ki americano gibi espresso bazlı şeyler ya da filtre kahve içiyor. Yaz olduğu için cold brew gibi soğuk içecekler de çok ciddi gidiyor. Tribu’daki en karlı içecek Türk kahvesi olabilir, çok güzeldir yapması, çok kolay. Karından ziyade yapması çok kolay, hiç uğraşmıyorsun. Hiç bir kişi bile de “Hmmm, Türk kahvenizi beğenmedim.” demiyor. Dolayısı ile problem yaşamıyorsunuz. En fazla ben taşırken kahveyi döküyorum, yeniden yapmak yükümlülüğüm oluyor.

İnsanlar neden Tribu'ya geliyor?

Tribu’ya insanların gelme nedenine bakarsak; emek karşılığı bir para kazanıyorsunuz ve bu parayı harcarken de en optimum şekilde harcamak istersiniz, verdiğiniz paranın karşılığını almak istersiniz. Ben kendi adıma bu felsefeyle çalışıyorum. Gelen kişiye yapabildiğim en iyi kahveyi o sırada sunmak zorundayım. Biliyorlar ki bu dükkana geldiklerinde kötü bir kahve içemeyecekler. Kahve dışında neye geliyorlar diye sorgularsak, burası küçük bir dükkan olduğu için, istem dışı olarak dükkanı kendi çevreme oluşturmuş durumdayım. Burası bir sahne, ben burada eğleniyorum, sohbet ediyorum, konsomasyon yapıyorum. Biraz ona geliyorlar, rahatlamaya geliyorlar, insanlar burayı ev gibi görüyorlar. Bazen dalgınlıkla para ödemeden gidenler olabiliyor, ertesi gün geliyor ödüyorlar. Ben hiç bir zaman da kimseye “Sen parayı ödemedin!” gibi birşey demedim, peşinden koşturmadım. Çok da çirkin bir hareket olurdu. Ayrıca gelen müdavim rahat olduğu için, mekan da küçük olduğu için, masa paylaşmak zorunda kalınabiliyor. Ben de insanlara diyorum ki, “Hakan, yanına Ayşe oturuyor, tanışın”. İnsanlar bir şekilde kaynaşmak zorunda kalıyorlar. Gelen insanların hepsi birbirinden çok keyifli insanlar olduğu için kahvenin yanına bonuslar olarak bunları da koyabiliyoruz açıkçası.

Tribu hayvan dostu bir kahveci mi?

Arkada “Kask” adında manyak bir kedimiz var, gelen giden köpeklerimiz var. Kask buraya kendisi geldi. İlk iki yıl boyunca ben yaklaşmadım ama o inatla kendini sevdirdi ve girdi dükkana. Hayvan dostuyum herhalde ya, hayvan dostu bir dükkan bence burası.

İnsanların Tribu'da uzun süre oturmaları sorun oluyor mu?

Bir kahvecide ne kadar vakit geçirilir gerçekten çok ilginçmiş. Ben hiç farkına varmamıştım bu dükkanı açana kadar. Ben bir mekanda en fazla bir buçuk saat falan kalabiliyorum. Kahveci olduğunda değişik bir şekilde beş saate kadar da oturabilen var. Dükkanın dekorasyon objesi gibi duruyorlar. Beş saat oturabiliyor adam, tuvalete bile gitmiyor mesela. Ama insanların çok uzun bir süre burada vakit geçirmesinden rahatsız değilim, her bir masada birer kişi bir kahveyle beş saat oturmadıkları sürece. Neyse ki yeri geldiğinde insanlar başkalarına yer açmak için paldır küldür yer değiştiriyor “Bir saniye ben kalkarım, sen böyle gel” falan diye. Bundan dolayı rahatsız değilim. Dükkan da bu esasen bir müdavim dükkanı. Müdavim dükkanında da kalkıp “Sen dört saat oturdun, hadi bir kahve daha iç” diyemem zaten. Benim kişiliğime de çok aykırı.

Kaldırım kullanımı hakkında ne kadar dikkatlisiniz?

Ben yaklaşık on altı yıldır bu sokakta yaşıyorum, Modalı'yım yani artık. Bu yüzden de kaldırımlar konusunda çok hassas bir insanım. Dükkanı tasarlarken küçük masalar seçmeye çalıştım ki geçişi engellemesin. Kaldırımlar hepimizin ortak alanı, buradaki herkes zaten bunun bilincinde, birisi geçerken hemen yol verilir. Kaldırımlar doğru kullanıldığı sürece çok bir sorun yaşanmıyor ama ne zaman ki biraz aç gözlü olup “Şuraya üç masa daha atayım, şuraya iki tane daha atayım” dediğinizde kaldırım kullanımı bir sıkıntı olur ve ona ben de itiraz ederim. Hepimizin ortak alanı olan bir yere bu kadar fütursuzca yayılma hakkımızın olmaması gerektiğine inanıyorum ben.

Kahveci açmak isteyenlere tavsiyeniz var mı?

Bana haftada bir  “Kahveci açacağım!” diye gelen arkadaşlar oluyor. Benim hayattaki genel yaklaşımım şöyledir; girişimci arkadaşına en kötüyü olasılığı anlat, hala istekli ise o zaman onu desteklemeye başla, Çünkü çok ciddi zor bir iş bu, biraz hayatınızdan fedakarlık etmek gerekiyor. “Ben de bir kahveci açacağım, çok sıkıldım hayattan falan” diyor mesela. Daha yirmi dört yaşında. Nereden sıkıldın, niye sıkıldın, hayatı yaşa biraz, zorluklarını gör. Çünkü bu iş bir nevi Katolik nikahı gibi. İşiniz eşiniz ,hayat arkadaşınız oluyor. Bedelini ödemeniz gereken bir iş bu. Ayrıca pek çok kişiye bağlı olduğun bir alan. El lezzeti diye bir tabir var, bunu sürdürebilmek için beraber çalıştığınız çalışma arkadaşlarınıza çok iyi bakmanız gerekiyor, onları çok iyi eğitmeniz gerekiyor. Daha doğrusu sizin istediğiniz doğrultuda nasıl olması gerektiğini anlatmanız gerekiyor. Ayrıca sürekli dükkanda olmanız gerekiyor, insanlar sizi görmek istiyor. Başka sorumluluklar da var, eşya taşıyorsun mesela, şuraya su yığılıyor, onları indirmen gerekiyor. Bunları birileri senin yerine yapmayacak, dükkanın temizlenmesi gerekiyor, paspaslanması gerekiyor. Çok iyi karar verilmesi gereken bir süreç bence. Sanıldığı gibi çok paralar da kazanılmıyor bu işlerde. Ülkemizde kahve daha İtalya gibi değil, gelip de ‘uno espresso’ deyip ‘uno cafe’ diyip çıt diye giden bir insan kitlesi yok. Bizde gelip biraz daha keyifle oturuluyor, daha uzunca oturuluyor. Bir de halkın gelir seviyesi belli. Yani bu işi çok para kazanmak için giriyorsan, iyi bir sermayen olmalı, lokasyon iyi olmalı. Ama onun dışında kahveci açmak ciddi zor bir şey. Çok keyif alman gerekiyor, insanları sevmen gerekiyor. İşine saygı duyman gerekiyor. Bedelini ödemeye hazır olmadan bence girilmemesi gereken bir şey.

Neden 'Katolik nikahı' gibi dediniz?

Neden bir Katolik nikahı gibi olduğunu anlatmak gerekirse; benimki gibi küçük çaplı dükkanlarda çok "kişi"ye bağımlı oluyorsunuz. Bırakıp da başka bir yerlere gidip, bir nevi dükkanınızı aldatma lüksünüz yok. Burada olmak zorundasınız, yani dükkanınızın yanında olmak zorundasınız, onu desteklemeniz gerekiyor. Eş açısından da birisi ile beraberseniz onun hayatında olmanız gerekir, onunla birlik, beraberlik yaşıyor olmanız gerekir. O yüzden eş gibi tanımlayabilirim. Ben beş yıldır bir kere bile, hastayım, akşamdan kalmayım, dükkanı açmayayım gibi bir olayım olmadı. Ne olursa olsun, enkaz gibi olsam da geldim, zombiyken bile kahve yaptım ama burdaydım. O yüzden belki eş tanımı uygun diyebilirim.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Gerçek insanlarla beraberim burda açık söylemek gerekirse. Bir şey olmak için değil de, öyle olduğu için o şekilde yaşayan insanlarla beraberim. “Koluma şöyle dövme yaptırayım da havalı görüneyim” den ziyade, o dövmeyi gerçekten de içinden geldiği için yaptıran, yaşayan insanlarlayım. Bir şey okuyorsa onu kendi için okuyor, birilerine bir şey anlatmak , göstermek için okumayan, yapmayan insanlar.

Fat Bird'ün ortaklarından Serhat Özdemir ile gerçekleştirdiğimiz sohbetimizi izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

  1. Tribu'ya gittiniz mi?

    1. Evet
    2. Hayır
    3. Gitmeyi düşünüyorum
    32 oy
    Sonuçları Paylaş

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzücü Üzücü
2
Üzücü
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Aydınlatıcı Aydınlatıcı
15
Aydınlatıcı
Berbat Berbat
0
Berbat
Komik Komik
11
Komik
Harika Harika
21
Harika
İnanılmaz İnanılmaz
9
İnanılmaz

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak