Hayatınızı Sinsice Zindana Çeviren Pozitiflik; Toksik Pozitiflik Nedir?


Son dönemlerde hayatımızda, pandemi ile birlikte yaşanan zorluklardan bir kaçı da psikoloji temelli oldu. İnsanların yalnızlaştığı, kişisel anlamda çaresiz ya da mutsuz hissettikleri bu süreçte, gerek sosyal medya olsun, gerek okuduğumuz kitaplar ya da internette okuduğumuz yazılar olsun, büyük bir kısmı bizi tamamen pozitif düşünmeye yöneltmeyi amaçlıyor. 

Konunun detayına bakıldığında bunda kötü ne olabilir ki diye düşünüyor insan. Üstüne üstlük pozitif düşüncenin insanın yaşam süresini uzattığına ve bir çok hastalığa iyi geldiğine dair araştırmalar ve bilimsel makaleler mevcut.

Hal böyle olunca da insan ister istemez "Neden kötü düşüneyim ki?" demekten kendini alamıyor, canını sıkan her durumu da pozitife çevirmek üzerine zorunlu bir çaba içerisine girerek, negatif olanı yok sayma, kabul etmeme dürtüsü geliştiriyor. 

Burada öğrenmemiz gereken şeylerden bir tanesi, ne kadar pozitif düşünürseniz düşünün, bu içinizde barındırdığınız negatif duygu ve düşünceleri ortadan kaldırmıyor oluşu.

Genel olarak duyduklarımız, sosyal medyada gördüklerimiz ve günümüzde bu bakış açısı hızla değişse de okuduklarımız bize hep şunları hatırlatır;

- Bunu da atlatırsın.

- Pozitif Ol.

- İyi tarafından bak.

- Bu kadar olumsuz düşünmeyi bırak.

Bir çok kitap ve paylaşım bize sürekli bu pozitif mantraları tekrar etmemizi söyler ve bizler ortada "Üzülmemeliyim, kötü bir şey yok, bardağa dolu tarafından bakmak lazım." gibi düşünceleri takrarlayarak bir nevi spritüel bir bypass uygularız. Duygusal olarak hissettiklerimizin tamamen negatif olanı yok etmek üzerine çalışmasını sağlamak isteriz, bunu da pozitif düşünerek yaparız. Fakat işin içerisine duygu vb. tanımları soktuğumuzda farkına varmamız gereken şey, düşüncelerimizin duygularımız olmadığı ve duygu, duygusal algı ve hissetmenin aslında farklı tanımlara sahip olduğudur. 

Peki her şey bu kadar karmaşıkken bizi zehirleyen bu toksik pozitiflik ne demek? Pozitif olan bir şey bir insanı nasıl zehirleyebilir? E bize düşünce gücü demişlerdi, hata mı yaptık?

Bu sorular çok normal ve hadi cevaplayalım.



Nedir toksik pozitiflik?

Özet olarak, negatif olanı yok sayıp her durumda iyi olan tarafa odaklanmaya çalışmak, her şerde bir hayır vardır mantığında şer üzerine hiç düşünmeme durumudur. 

Olumlu düşünmek hoş güzel de, bu bizi nasıl zehirliyor ondan bahsedelim. Kötü bir olay yaşadığımızda bu bizde duygusal olarak bir travmaya sebep olabilir. Ya da halihazırda etkilerini üzerimizde barındırdığımız, travma sonrası stres bozukluğunu tetikleyebilir. Bu en az negatiften, en yıkıcı olan olaya kadar benzer hisleri bizde uyandırabilir.

Sevdiğimiz birini kaybetmek, aldatılmak, yakın arkadaşımızla kavga etmek, sürekli bize kötü hissettirecek bir deneyime sahip olmak gibi olayların yarattığı negatif duygudan kaçmak için sığındığımız bu pozitif düşünce yapısı ve yöntemi bir noktadan sonra aynı bileşik kaplar yasasında olduğu gibi diğer bir tarafta taşmaya sebep olabiliyor.

Geriye de aslında tek bir çözüm kalıyor. Çift taraflı olarak kendimizi gözlemlemek. Olumsuz olan hiç bir duyguyu yok saymamak detayda çok önemli.

Yale Üniversitesi bir araştırma yapmış ve pozitif düşüncenin insan ömrünü ortalama 7.6 yıl uzattığını açıklamış. Sigarayı da bıraksan, üzerine egzersize başlasan bile ömrün pozitif düşünmek kadar uzamıyor.

Fakat bir de şöyle bir araştırma yapılmış ki;

Özsaygısı yüksek ve düşük olan iki kişiden sürekli kendilerine "Ben sevilmeye değer bir insanım." demesini istedikleri ve bunu gözlemledikleri bir araştırma yapılmışlar. Araştırmanın sonucunda özsaygısı düşük olan kişinin daha kötü, yüksek olanın daha iyi hissettiği keşfedilmiş. Yine aynı araştırmada özsaygısı düşük kişiye kendi hakkında ya da duyguları hakkındaki iyi ve kötüleri yazmasını istediğinde kişinin daha iyi hissettiğini fark etmişler.

Diyelim ki çok kötü bir ilişki yaşadınız ya da yakın zamanda ileride size kötü hissettireceğini düşündüğüniz ve travma tetikleyen ufak bir flörtünüz oldu. İşte kişi uyuşturucu kullanıyordu, eski flörtünüzle flört etmişti, yaşı küçüktü vs. gibi bir çok etken üzerine rahatsız olmuştunuz ve kötü hissediyordunuz. Arkadaşınıza anlattınız ve dedi ki, "Bak işte ilişki yaşayıp seni daha çok üzmesine izin vermedin. Sen yalnız da güçlü olmayı öğrenmelisin, insanların negatif yönlerini görme, pozitif ol." falan dedi.

Demeniz gereken şu, "Yahu sen nereden biliyorsun ilişki yaşarsam daha mutsuz olacağımı?Nereden biliyorsun negatifi görmenin gereksiz olduğunu, hissetmenin yanlış olduğunu?"

Bunun gibi bardağa bir de dolu tarafından bak durumları aslında toksik bir pozitiflik örneği oluyor. Bardağın diğer tarafı da dolu, sadece görmek istemediğimiz için biz hayalimizde o bardağı hep yarım dolu olarak canlandırıyoruz. Kimse bize bardağın ne kadar dolu ya da boş olduğunu söylemiyor.

Aslında bardak ağzına kadar dolu, orada olumlu da var olumsuz da var. İkisi de aynı yerde. Olumsuz olanı hiç yaşamamış gibi kabul ederek sürekli kendini pozitife itmek aslında bilinçsiz olarak "Ben bir yerlerde çok kötüyüm, iyi hissetmek zorundayım." fikrini kendinize empoze ederek, bilinçaltında üzerine düşünülmeyen şeylerle daha problemli duyguların yaşanmasına sebep oluyorsunuz.

Çünkü olumsuza yapılan direk olumlama tepkisi altta travmatik bir durum varsa kişinin o konu üzerine daha yanlış, daha suçlu, kendine karşı daha güvensiz hissetmesine sebep olabiliyor ve zorla empoze edilen pozitiflik travmayı tetikleyebiliyor.

Bu durumda aslında yapılması gereken ying yang gibi bir duygu dünyamız olduğunu bilmek. İnsanlar siyah ya da beyaz gibi keskin duygu durumları içerisinde gezinmiyorlar. Gride de olabiliyorlar, bir süre orada da kalabiliyorlar. Kalmaları da gerekiyor zaman zaman. 

Kötü bir durum yaşadığınızda hissettiğinizi kabul etmek ve olay ne olursa olsun, hissettiğiniz duyguların kabul edilebilir şeyler olduğunu ve bunun normalinizin bir parçası olduğunu bilmek önemli. İnsanların duygu iniş çıkışları olabilir, sürekli pozitif mantralar, iyi tarafından bakmalarla kötü olanı yok etmiyoruz, sadece gömüyoruz. Tepkimiz kendimizi daha iyi anlamak üzerine, duygularımızı ölçüp tartmak üzerine olmalı. Olumsuz olanı da hissetmeye izin vermeliyiz, direk olumlu düşünmeye odaklanmak durumu toksikleştiriyor.

Üretmemenin, harekete geçememenin, durmanın ve beklemenin hakkımız olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bu şekillerde davrandığımızda aslında bize kötü hissettiren bir tek şey var, o da sosyal medyanın bize aşıladığı mükemmellik. 

Bir şekilde herkes mutlu, herkes güzel, herkes çok iyi hissediyor, üretiyor, paylaşıyor, rengarenk ortalık. Ama bilmiyoruz ki aslında arkada bir siyah her zaman var. Kendimize de aynısını yapıyoruz sürekli rengarenk olalım o kara bulutlar hiç gelmesinler. 

Gelsinler canım bırak. Bırak yağsınlar üzerine, hisset o damlaları. Kızmanın, üzülmenin, öfkelenmenin, kıskanmanın, canının yanmasının normal olduğunu bil. Bu duyguları kabul ederek onlar üzerine düşünerek ve çözümlerini ‘biraz da pozitif olsana be’ gibi cümlelere takılmadan bulmak için, olanı olduğu gibi kabul etmek, yargılamadan değiştirmeye çalışmadan yaşamak için kendine izin ver.

Çözemediğinde ya da hayatını ele geçirdiğinde destek almak normal ve olması gereken bir durum, bunu bil. Halı altına süpürmek deyimi vardır. Bize empoze edilen ya da tavsiye edilen gibi olumsuzu sürekli olarak halının altına atmak beynimizi daha temiz yapmaz. Durumu da düzeltmez, kötü hissetmemize de engel olmaz. Sadece biraz daha biriktirmemize, üzerine düşünmeden olumluymuşçasına ilerlememize sebep olur.

Bir şekilde o halıyı kaldıracak bir tetikleyiciniz olduğunda da, zamanında toksik bir şekilde sürekli olumlu olmaya çalıştığınız her durum karşınıza bir tokat gibi çıkacak ve duygu karmaşalarınız daha yorucu olacaktır.

Yaşamayı tercih etmediğiniz ya da yaşarken sürekli olarak olumlamayla yok etmeye çalıştığınız her negatif durum hayatınızı etkileyecek şekilde sizinle beraber yol alıyor. İşinizde, ilişkilerinizde, arkadaşlarınızla olan her şeyde alttan bir etken olarak patlayamayan bir volkan edasıyla sürekli size baskı yapıyor.

Pozitif ol ama halının altını değil, üstünü süpür. Altı hep temiz kalsın. Bardağı tamamen dolu düşün hepsi senin içinde ve hepsini kabul et. Onları kabul ederek ve farkına vararak pozitife ulaş. Terapistlerin en etkili yöntemlerinden birisi durumun sizin kendi kendinize farkına varmanızı sağlamasıdır. Çünkü bir şeyleri değiştirmek için öncelikle kabul etmek gerekir.

Karakterin, kişiliğin, tepkilerin böyle oluşuyor. Farklılıkların sadece hayatın içinde değil, kendi içinde olduğunun da bilincinde ol. Sevgilinden ayrıldığında, arkadaşın sana ihanet ettiğinde, aldatıldığında, sevdiğin birisini kaybettiğinde, bir kaza geçirdiğinde... Aklına gelen sana kötü hissettirecek ve hissettiren ne varsa bunların senin bir parçan olduğunu kabul ederek yaşa.

Sonra al o mükemmel pozitif mantraları, kitapları, sözleri as evinin her yerine, oku, bilincinde ol. Körü körüne pozitifin peşinden koşma. Acı ızdıraba dönüşmediğinde kişiye fayda sağlar. Acının ızdıraba dönüşmeden faydalı bir pozitife dönüşmesi için kabulü gerekir.

Diyeceğim o ki, pozitif olmak ekran karşısında süslü cümlelere takılıp uygulamaya çalışırken kendini zehirlemek değil. Başkalarının mükemmel imajlarına aldanıp hali hazırda gözüken pozitif durumları kendine ızdırap haline getirmek değil.

Pozitif olmak içindeki artı ve eksi dengeleri bilerek onları kucaklayarak varacağın sonsuz yolculuğun beraberliğinde gizli.

Ne demişler bilirsiniz, her şey kuantum her şey denge meselesi, hehe 🙂



Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzücü Üzücü
1
Üzücü
Korkunç Korkunç
1
Korkunç
Aydınlatıcı Aydınlatıcı
14
Aydınlatıcı
Berbat Berbat
0
Berbat
Komik Komik
2
Komik
Harika Harika
12
Harika
İnanılmaz İnanılmaz
5
İnanılmaz

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak