İran Yeni Dalgası ve Öne Çıkan Üç Film


İran Yeni Dalgası, 1969 yılında İran’da gelişen sinema anlayışına verilen addır. Akımın ilk örneği Dariush Mehrjui’nin İnek adlı filmidir. Filmlerin en belirgin özelliği kültürel anlamda yenilikçi, şiirsel bir anlatım sunmasıdır. Eleştirel ve şiirsel anlatım, İran Yeni Dalgası’nın temel özelliğidir. Abbas Kiyarüstemi, Cafer Panahi, Majid Majidi, Dariush Mehrjui, Perviz Kimyavi, Bahman Ghobadi gibi isimler öncü yönetmenler arasındadır. 1953 askeri darbesinin etkisiyle İran’daki politik, sosyal atmosfer sinemada yansımalarını göstermiş ve böyle bir dönemin başlamasına zemin oluşturmuştur. 1960’lı yıllarda İran’da ‘’Çocukların ve Genç Yetişkinlerin Entelektüel Gelişimi Enstitüsü’’ kurulur. 1969 yılına gelince Abbas Kiyarüstemi öncülüğünde enstitüye sinema bölümü de dahil edilir. Bu doğrultuda pek çok genç sinemacı yetişir.

Yeni Dalga filmlerinde toplumsal, bireysel konularda oldukça duyarlı bir dil öne çıkar. Şiirsel anlatım, çarpıcı pek çok sahnenin yanı sıra bizleri düşünsel anlamda da etkileyen filmlere rastlarız. Şiirsel ifadede sembol, metafor sıklıkla kullanılır. İran Yeni Dalgası’nın birinci kuşağı 1970’li yıllardaki baskıcı politikalar sebebiyle son bulur. İkinci kuşak 1980 ve sonraki dönemlerde kendini gösterir. Bu süreçten günümüze uzanan zamanda İran Yeni Dalgası’na, Yeni İran Sineması denmeye başlanmıştır.

1- Kirazın Tadı

Bahsedeceğim filmler arasında en önce çekilmiş olanıdır. 1997’de İran Yeni Dalgası’nın önemli temsilcisi, Abbas Kiyarüstemi tarafından çekilmiştir. Ölüm-varoluş-yaşam üçlüsü üzerinden izleyicileri düşünmeye sevk eden bir filmdir. Sinemada varoluş, birey, ölüm gibi temaları seven izleyiciler için oldukça özgün bir dile sahiptir. İntihar etmeyi kafasına koymuş Bedii, İran sokaklarında kendisini para karşılığı gömecek birini aramaktadır. Yolculuğu boyunca Bedii’nin karşılaştığı kişilerle yaptığı diyaloglar, filmin felsefi alt metnini güçlendirir. Bedii’nin yolculuğu sırasında izleyici de onunla birlikte içsel, düşünsel anlamda bir yolculuğa çıkarılır. Kürt asker, dindar Afganlı ve yaşlı bir Türk Bedii’nin kendisini gömmesini istediği üç kişidir. Filmde bu üç kişiyle teker teker, araba içinde sohbet eder. Kimi yaşam pratikleri kimi ise inancı üzerinden intihara dair düşüncelerini dile getirir. Bedii’nin verdiği cevaplar, diyalogların yoğunluğu filmin temelini oluşturur. Yaşamın farklı noktalarında yer alan insanlarla arasındaki konuşmalar sonucu, intihar düşüncesinin bireydeki içsel, düşünsel yansımaları görülür. Filmde Bedii’nin intihar etmesi ve birini bulup bulamamasından öte yaşadığı bu karşılaşmalar, diyaloglar derin anlamlar taşır.

2- Çember

Özgün adıyla Circle, 2000 yılında akımın bir diğer önemli temsilcisi, Cafer Panahi tarafından çekilmiştir. Türkiye’de 2003 yılında gösterime giren bu filmin, toplumsal anlamda eleştirel bir konusu vardır. Temel meselesi kadın olan filmde, aynı ‘’çember’’ içinde farklı yaşamlardan kadınlara rastlarız. Maedeh, Arezov, Nargess adlı üç kadın hapisten yeni çıkmışlardır. Bunların dışında yeni doğum yapmış Solmaz ve bir seks işçisi belirgin karakterler arasındadır. Bahsedilen çember, kadınların gördüğü toplumsal baskıyı yansıtan bir semboldür. Toplumda kadın kimliğiyle var olmanın zorluğu, filmdeki karakterleri bir ‘’çembere’’ sıkıştırmıştır. İran’da kadınlara uygulanan baskının izlerini, çember sembolüyle derinlemesine kavrarız. Film eleştirel tutumu sebebiyle İran’da yasaklanmıştır.

Filmin başından itibaren hayatlarından kesitler izlediğimiz tüm kadınların bir çemberi nasıl tamamladıklarına tanık oluyoruz. Hepsi birbirine benziyor, hepsinin ayrı hikâyesi de olsa acıları onları ortak bir çemberde birleştiriyor. Son sahnede kamera hapishane kapısının küçük penceresine odaklanıyor. Bir telefon çalıyor ve gardiyan gelip pencereden Solmaz Gholami’yi soruyor. Orda olmadığını öğrenince de telefondakine, başka bir koğuşa taşınmış olabileceğini söylüyor. Filmin doğumhanedeki umut dolu küçük bir pencerenin açılmasıyla başlayıp hapishane koğuşundaki küçük pencerenin kapanmasıyla sonlanıyor. Tıpkı çemberde açılan umut dolu küçük deliğin kapanması gibi… (Kayhan, 2017)

3- Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız

2014 yılında gösterime girmiş A Girl Walks Home Alone At Night, İran Yeni Sineması’nın yakın dönem örneklerindendir. İran’ın ilk western-vampir filmi oluşuyla ayrı bir yere sahiptir. Ayrıca yönetmeni Ana Lily Amirpour’un ilk uzun metraj filmidir. Arash Marandi ve vampir kadını canlandıran oyuncu Sheila Vand başroldedirler. Siyah beyaz çekilmiş film anlatım dili, semboller, atmosfer açısından ilgi çekicidir. Şehr-i Bad yani Kötü Şehir, Arash ve vampir kızın yaşadıkları karanlık, gizemli bir yerdir. Gece sokaklardaki yaşam, bir kadın vampir, underground kültür içerisinde buluşturulur. Filmde kullanılan müzikler de görüntü ve hikâyenin duygusuyla uyumlu, etkileyici şekilde seçilmiştir. Sinemada güçlü görüntülerden hoşlanan izleyiciler için başarılı bir alternatiftir.

Kaynakça

Kayhan, O. (2017, 2 26). Bir Sahne: Ya Dışındasındır Çemberin, Ya Da İçinde Yer Alacaksın. Film Hafızası: https://www.filmhafizası.com.
Çağlayan, K. (2013, 12 18).  1960'lı Yıllar ve İran Sinemasının Şekillenişi. Film Loverss: https://www.filmloverss.com.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Aydınlatıcı Aydınlatıcı
7
Aydınlatıcı
Berbat Berbat
0
Berbat
Komik Komik
0
Komik
Harika Harika
5
Harika
İnanılmaz İnanılmaz
2
İnanılmaz

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak