Mimari Restorasyon ve Mimari Restorasyon Tarihi

Restorasyon ne zaman başladı? Restorasyon kelimesi ilk kez nerede kullanıldı? Viktoryan dönemde restorasyon nasıldı?


Londra'daki St. Paul Katedrali Restorasyonu

Yüzlerce yıl boyunca insanlar, bir bina tadilat gerektirdiğinde çürük dokuyu günün şartlarına uygun şekilde değiştirdi, böylece eski binalar zamanla pek çok dönemden mimarinin birleşimi haline geldi. Ama 18. yüzyılın sonunda, Ortaçağ mimarisinin tarihine ilişkin yeni bir farkındalık, güçlü bir dinsel canlanmayla da birleşince mimarları yeniden düşünmeye itti. Eskimiş  dokunun Ortaçağ yapılarının inşasına benzer bir üslupta yenilenmesi moda oldu; restorasyon doğdu. 

Galler'de Bulunan Tintern Manastırı, 1794

Restorasyon fikri 18. yy sonu ve 19. yy'da  en parlak dönemini yaşadı. Bu, Britanya'da bir çok ortaçağ kilisesinin, yüzyıllarca süren değişim ve çürümenin ardından, bakımsızlık yüzünden harap durumda olduğu bir dönemdi. 17. yy'da Püriten ibadet uyarınca dönüştürülen (vitrayları çıkarılan ve fresklerinin üzeri badanayla kapatılan) kiliseler 18. yy'da, söylev çağında, bir kez daha dönüştürülerek bölmeli sıralar ve büyük vaaz kürsüleri eklendi. Fakat 18. yy, söylev çağı olduğu kadar birçok kilise için ihmal çağıydı: Binalar çöküyor, çatılar akıyordu. 

Londra'daki Westminister Manastırı'nın Yeni Cephesi, Canaletto, 1792

Buna karşın Victoria döneminde bir dinsel canlanma yaşandı. Protestan hareket Hz. İsa'nın öğretilerine, İncil'e ve kişisel dini tecrübeye ayrı bir önem verdi. Ondan çok farklı olan Oxford hareketi ise geleneksel atinin öneminin altını çizdi ve Anglikanizmi Hristiyanlığın Katolik ve Ortodoks kiliselerle eşit koşullara sahip bir kolu olarak takdim etti. Sonuç olarak din fazlasıyla popüler bir meseleydi ve kilise yapımı, eski kiliselerin düzgün bakımı gibi konular üstüne hararetli tartışmalar yaşanıyordu.

Sonrasında Lord Byron'un evi haline gelen Nottinghamshire'daki Newstead Manastırı

Neredeyse başından beri, dinsel çerçevenin dışında düşünmek isteyenlerin nazarında restorasyonun kötü bir şöhreti vardı. "Restorasyon" kelimesinin ilk kayıtlı kullanımına Lord Byron'un uzun, alaycı-epik şiiri Don Juan'da rastlanır.

Byron ikiyüzlüce bulduğu şeylerle dalga geçmeyi seviyordu. Binaları restore etmekten bahseden mimarların aslında eski bir binanın nasıl görünmesi gerektiğine ilişkin modern bir fikri yansıtan bir şekilde yeni binalar inşa ettiklerini söyleyerek foyalarını meydana çıkartmıştı. 

Gotik canlandırma üslubunda inşa edilen Almanya'daki Köln Katedrali

Gotik canlandırma etkisi altında, düzgün bakım" çoğu kişi için Gotik üslup kullanımı anlamına geliyordu. Bu bakım, kiliselerle hayallerdeki o eski Ortaçağ görkemini geri kazandırmak için bir fırsat olarak görülüyordu. Ne ki kilise binalarının 600 yıl önce neye benzediğini tam olarak bilmek imkansızdı, bu yüzden süreç hep varsayımlara dayanarak yürüdü.

James Wyatt tarafından restore edilen Hereford Katedrali

Ortaçağ'a ait batı kulesinin 1786'da çökmesi üzerine Hereford Katedrali'nde James Wyatt tarafında nbaşlatılan restorasyon bu sürece örnektir. Bu bina yüzyıllar içinde dönüşmüş, kimi yerleri Normanların beşik kemer üslubuyla, kimi kısımları da sivri kemerli Gotik üslupla yapılmıştı. Wyatt, restorasyonu Norman beşik kemerlerinden kurtulmak ve yerlerine "doğru" ve tutarlı sivri kemerler koymak için bir fırsat olarak gördü. Restorasyon bittiğinde bina bütünüyle Gotik bir görünüme kavuştu. 

James Wyatt diğer katedrallerde de benzer işler yaptı, tutarsız bulduğu parçaları yapıdan sildi. Sir George Gilbert Scott ve George Edmund Street gibi sonraki Gotik mimarlar yüzlerce kiliseyi restore etti ama genelde Wyatt'a göre daha yumuşak bir tavır sergilediler.

Viollet-le-Duc tarafından restore edilmiş olan Paris'teki Notre Dame Katedrali

Fransa'da Viollet-le-Duc gibi mimarlar kilise ve şatoların altından girip üstünden çıktılar. Viollet, binaları iyileştirmeye, Ortaçağ'a özgü görünmelerini sağlayacak "doğru" özellikler ekleyerek onları bir şekilde daha otantik hale getirmeye çalıştı.



St Albans Katedrali, 1880 restorasyonu öncesi ve sonrası

Dolayısıyla "restorasyon" eski özellikleri yerine koymak ya da çatıdaki delikleri onarmaktan çok daha fazlasını ifade edebiliyordu. Mimarın ya da görevli kişinin ideal Gotik üslup fikrine göre, binayı düpedüz yeniden inşa etmeye varabiliyor ve sıklıkla restore edenin orijinalinde neye benzedikleri konusunda en ufak bir fikir sahibi olamayacağı kadar aşınmış özellikleri "değiştirmeyi" içeriyordu. Aslında bir aldatmacaydı, ama çoğu zaman iyi niyetlerle, dinin onayını alarak ve kimi zaman dudak uçuklatıcı mimari sonuçlar elde edilerek sürdürülen bir aldatmaca. Yine de restore edenlere bir şey borçluyuz, çünkü özenleri olmasa Hereford'daki batı kulesi gibi çöküp taş yığınına dönebilecek birçok yapıyı onlar kurtardılar.

Bu metin, Philip Wilkinson'ın "50 Mimarlık Fikri" adlı kitabından alınmıştır.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Aydınlatıcı Aydınlatıcı
3
Aydınlatıcı
Berbat Berbat
0
Berbat
Komik Komik
0
Komik
Harika Harika
3
Harika
İnanılmaz İnanılmaz
2
İnanılmaz

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak