“Nerede O Eski Bayramlar”

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nın bende hatırlattıkları üzerine bir yazı


19 Mayıs 2020 itibariyle bu dünyada ve ülkedeki varlığımın 25. Senesinin 1. Ayını doldurmuş bulunmaktayım. Yaşım “Nerede o eski bayramlar” diyecek kadar büyük değil belki ama küçüklüğümün bayramlarını hatırladığımda değişimin yaşımdan daha büyük olduğunu fark ediyorum. Herkesin hatırlayacağını düşündüğüm bir örnek geliyor aklıma: Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için tüm dünyadan çocuklar gelirdi ülkemize, evlerimize konuk olurdu, kültürümüzü tanırlardı. Hala sakladığım bir yapbozum var Anıtkabir’den aldığım, Türkiye haritası üzerinde ellerinde geldikleri ülkenin adının yazılı olduğu bir tabela taşıyan ve dans eden binlerce çocuğu resmeden 🙂

Sonrasında bu faaliyet ülke sınırları içerisinde yapılmaya başlandı. Farklı bölgelerden çocuklar diğer bölgelerden ailelere gidiyor, onlarla birkaç gün vakit geçiriyor ve gittikleri şehri geziyorlardı. Tabi bunlarla beraber her bayram sabahı ellerde bayraklarla en güzel kıyafetlerimizle neşeli bir şekilde stadyumlara giderdik. Stadyumda şarkılar söylenir, halk oyunu gösterileri ve sportif faaliyetler sergilenir, küçükten büyüğe herkes eğlenceli bir gün geçirirdi. Şimdilerde ise maalesef toplu şekilde kutlamalar yapılmıyor. Bu yaşıma kadar unutamadığım ve bende bir hatıra olarak bahar alerjisi hastalığı bırakan bir bayramdan bahsedeceğim: 2011 yılı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı.

Sene 2011, aylardan Nisan. Lise 2. Sınıftayım. Öğrencisi olduğum lisenin yıllardır üstlenmiş olduğu bir görev vardı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda Ankara’daki stadyum içerisinde futbol sahasının üzerinde yaklaşık 1500 metrekarelik büyüklükte bir Türk bayrağını İstiklal Marşı eşliğinde dalgalandırmak. Her ne kadar basit bir iş gibi görünse de günde 4 saatten 1 ay çalışmayı gerektiriyor. Şimdi bu çalışmadan bahsedeceğim.

Birinci sınıflar daha küçük olduğu için onlar bu bayramda dinleniyorlar. İkinci ve üçüncü sınıflardan oluşan 400-450 kişi seçiliyor. Yan yana ve arka arkaya aralarda 1,5 metre mesafe olacak şekilde sırlanıyoruz. Şimdilerde buna sosyal mesafe deniyor 🙂 Peş peşe 15 sıra, her sırada 30 kişi var. Bu 30 kişi 1.’ye 1, 2.’ye 2, … 5.’ye 1, 6.’ya 2 ….. şeklinde numaralandırılıyor. 1 numaralar dik dururken, 2 numaralar biraz eğiliyor, 3 numaralar biraz daha fazla eğiliyor, 4 numaralar tamamen çöküyor ve bu şekilde dalga oluşuyor. Bir rutin halinde buna devam ediliyor. Bir de asıl görevi üstlenen ve rol model aldığımız dördüncü sınıflar var. Ellerinde dalgalandıracağımız büyük bayrağın parçalarıyla her sıranın ortasına gelecek şekilde yürüyorlar. “Saygı duruşu” denildiği zaman her parçanın iki ucundan iki kişi tutup koşarak sıraların kenarına kadar gidiyorlar. Saygı duruşu bitip İstiklal Marşı okunmaya başlandığı sırada 450 kişi bir anda eğilip bayrağın kendi önüne gelen kısmından tutarak kaldırıyor. Herkes kendilerine daha önceden verilen numaralara göre hareket etmeye başlıyor.

Baharın başlamasıyla beraber binaların içine sığamayan öğrenciler, yani bizler için mükemmel bir fırsattı bu çalışmalar. Yatılı okulda okuyordum. Sadece hafta sonları “çarşı iznine” çıkabiliyordum, gün içerisinde baharın tadını çıkarabildiğim saatler kısıtlıydı. Tek kötü yanı bayrağı açacağımız saha çim olsa da çalışmaları okulun içindeki toprak sahada yapıyorduk. Tozun toprağın içinde saatlerce süren bu çalışmaların sonunda hep bir ağızdan “çarşı, çarşı, çarşı” diye bağırıp, hocalardan çarşı izni koparmaya çalışırdık. Eğer disiplinli çalışmışsak ve mesafe kat etmişsek uzatmadan izin verirlerdi. Böylece tek kötü yanını da görmezden gelebilirdik 🙂

Bu dönemde en çok istediğim şey rol model aldığım dördüncü sınıflar gibi bayrak açmak ve dalgalandırmak için asli görevi yapmak: Bayrağın parçalarını taşımak ve dalgalandırılması için kenarlara koşarak bayrağı açmak. Fakat 4. Sınıfa geldiğimde bayramlar eskisi gibi stadyumlarda kutlanmıyordu. Ne 23 Nisan’da ne 19 Mayıs’ta çocuklar, gençler, orta yaşlılar, yaşlılar bir arada değillerdi. Gençler uğraştıkları spor dallarını sergilemiyordu, ne yurtdışından ne başka şehirlerden gelen çocuklar vardı. Yaşım 17 iken, o zaman dahi diyebiliyordum: “Nerede o eski bayramlar.”

Bu yazı OKDiR.co editörleri tarafından değil, bir OKDiR.co kullanıcısı tarafından üretildi. Siz de üye olarak içerik üretebilirsiniz.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzücü Üzücü
4
Üzücü
Korkunç Korkunç
1
Korkunç
Aydınlatıcı Aydınlatıcı
7
Aydınlatıcı
Berbat Berbat
0
Berbat
Komik Komik
0
Komik
Harika Harika
6
Harika
İnanılmaz İnanılmaz
5
İnanılmaz

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Babamla beraber bayram sabahi kalkip stadyuma giderdik, cidden her sey daha coskuluydu… Simdi sokaktan mars calan arabalar gecince hayret etmeye basladik.

Yazı Formatı Seçiniz
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak